Sahibini Arayan Mektup

by impress on 19 Şubat 2010

Aramak… Ömür boyunca aramak… Yalnız seni aramak.. Paslı teneke
kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç
diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu
şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belki de aynı sokakta
evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı
bekliyorsun, alacakaranlığı… Beni bekliyorsun yada bir başkasını, bir
başkasını..

Hiç gel demeyeceğim sana.. Aramak neredeyse ben oradayım. Ayaklarım ne
güne duruyor? Yok yok birden karşıma çıkma. Kaç saklan Seni aramak
istiyorum.

Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara. Rüzgarların
krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da geldim, yine kaç. Başını al
açıl denizlere. Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana
götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. Ben küçük bir balıkçı
kayığı ile peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya!

Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama
ne aradığını bilmeli. Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus
dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. Yalınayak
koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. Çöllerden
geçmeli yolu, yanmalı kavrulmalı. Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk
ülkelere düşmeli. Buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar
yağmalı.

Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. Ayaklarını
Afrika’dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım. Saçların
Sibirya’da olmalı dudakların Çin’de. Gözlerin Hindistan’da bir mabudun
gözleri olmalı. Ellerin İtalya’da bir heykelin elleri. Bulursam seni
parça parça bulmalıyım. Yine de bir yerin eksik olmalı. Yeniden yollara
düşmeliyim, onu aramalıyım.

Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim..

Yazar :Ümit Yaşar Oğuzcan

Related Posts with Thumbnails


Previous post:

Next post:

</