Bir Sanat Projesi

Sen sor

Zaman ayrılmış inceden inceye, yorulmuş dakikalar.. habersizim bitişi baştan yazarken hikayemin… habersizim yanlışların kucagında bunca yıl …
Duyulası fırtınaların yamaçlarında taşıyor gönlüm her vurgunu bin ölüm, bir hayat.. her anlamın sıradışılılığı gizliliğin özünde saklı..
Özlemin en derini gitmekte ..Hayatın en anlamlısı ölümü hayatta tatmakta..Kalıp ta gitmemek mi ? Acırken öyle hislerim derinden yaşmayı secmek mi [...]

Yazının tamamı için →

Sahibini Arayan Mektup

Aramak… Ömür boyunca aramak… Yalnız seni aramak.. Paslı teneke
kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç
diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu
şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belki de aynı sokakta
evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı
bekliyorsun, alacakaranlığı… Beni bekliyorsun yada bir başkasını, bir
başkasını..

Yazının tamamı için →

Piramitlerin Gizemi

Thumbnail image for Piramitlerin Gizemi

1-Büyük Piramitin açilari,Nil’in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.
2-Gize’deki üç piramit aralarinda bir Pisagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3:4:5′dir.
3-Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce km uzaktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.
4-Piramit kimin adına yapıldıysa, onun mumyasının bulunduğu odaya, yılda iki [...]

Yazının tamamı için →

Yunus Emre

Tarihî hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yûnus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmaya ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beylikleri’nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği’nin filizlenmeye başladığı 14. yy’ın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir Türkmen hocası, şair bir erendir.Yunus Emre uzun bir süre Hacı Bektaş-ı Velî Dergahında çile [...]

Yazının tamamı için →

SEN VE BEN

Gece ıslak ıslak iniyordu, çatılardan aşağı.
Karanlık, perde gibi örtüyordu şehrin üstünü, ağır ağır.
Koşuyordu…
Gitgide renksizleşen sokakların ıssızlığında.
Sırılsıklamdı…
Gece gibi.
Sırtının ortası, iki göğsünün arası koyulaşmıştı terden.
Yorulmuştu…
Ne kadar hızlı koşsa kaçamıyordu.
Yönünü kaybetmiş, adımları şekilsizleşmişti.
Bastığı yeri ne görüyor ne de tanıyordu.
Kaçmalıydı…

Yazının tamamı için →

Gidişinin Ayak Sesinde Kaldı Bahar

Bahar’ın ılık, is ve toza karışmış gün doğumu; bu ses ile yankılandı…
-Aslıı…
diye haykırdı ıslak dudaklarının arasından çıkan yorgun kelimelerle ve atını topukladı…
Yağmur hiç durmamıştı…o anı düşündü…savaş bitmiş ve kaleye yorgun argın dönmüşlerdi…Atından hemen yere atlayıp ilk önce ona…gönül dostu kadınına koşmuştu…
Yoktu…gitmişti…onu üzmüştü kaleden ayrılmadan önce, gözlerini yaşlı bırakmıştı sevdiği kadının…lakin ölmemeye azmetmiş ve bitkin halde [...]

Yazının tamamı için →
</